PISA 2016: Türkiye PISA Sonuçlarına Göre Eğitimde Neden Geriliyor?

Geçen haftanın en güncel konularından biri, OECD ülkeleri arasında yapılan PISA test sonuçlarının Türkiye’ye yansımasıydı.

Uluslararası eğitim değerlendirme testi PISA, 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor.

PISA testi sonuçlarına göre, Türkiye’deki öğrenciler bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının altında kaldı.

Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi.

PISA nedir? 

Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.

PISA Projesi’nin amacı nedir?

PISA’nın temel amacı, gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.

PISA Projesi neyi ölçmektedir?

PISA Projesi’nde zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve Okuma Becerileri konu alanlarının dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanmaktadır.

PISA projesinde kullanılan “okuryazarlık” kavramı, öğrencinin bilgi ve potansiyelini geliştirip, topluma daha etkili bir şekilde katılmasını ve katkıda bulunmasını sağlamak için yazılı kaynakları bulma, kullanma, kabul etme ve değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır.

PISA’da Ne Tip Sorular Soruluyor?

PISA Projesi’nde; çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu gibi değişik soru türleri kullanılmaktadır.

4 konu başlığı altında sorulan güncel sorulara erişmek için alttaki bağlantıları kullanınız:

  • Okuma becerilerinde alanında açıklanan sorulara ulaşmak için tıklayınız.
  • Matematik okuryazarlığı alanında açıklanan sorulara ulaşmak için tıklayınız.
  • Fen okuryazarlığı alanında açıklanan sorulara ulaşmak için tıklayınız.
  • Problem Çözme alanında açıklanan sorulara ulaşmak için tıklayınız.

Sorulardan Örnekler

Soruların pek çoğunun özelliği yoruma ve akıl yürütmeye dayalı olması. Öğrencilerden paragraf ya da şekillerle verilen bilgileri yorumlamaları bekleniyor. Üstelik soruların tek bir doğru yanıtı da yok. Öğrenciler kimi zaman yanlış cevabı verse de tutarlı açıklamalar yazdıklarında yine puan alabiliyor.  

Okuma alanındaki örnek sorulardan birinde bir kütüphanenin yerleşim planı veriliyor. Burada kitap türlerinin nerelerde olduğu görülüyor. Bu şekille bağlantılı üç soru soruluyor. 

“Okul ödevi için İngilizce bir roman okumanız gerekmektedir. Aradığınız kitabı bulabileceğiniz en uygun bölümü yerleşim planı üzerinde daire içine alınız.” Burada pek çok öğrenci şekil üzerindeki yabancı diller bölümünü işaretleyebilir. İkinci soruda yeni kitapların kütüphanede nerede olduğu çoktan seçmeli olarak soruluyor. Bu soru da basit. Üçüncü soru ise akıl yürütmeye dayalı. Öğrencilere ‘yeni kitaplar’ın kütüphanede niye o bölüme yerleştirilmiş olabileceği soruluyor.

Cevap yanlış da olsa akıl yürütme önemli

Tam puan verilecek öğrencilerden beklenen tek bir yanıt yok. Giriş bölümüne yakın olduğu ve girer girmez görülebileceği için yeni kitapların o kısımda olduğu yanıtı da kabul ediliyor. Yeni kitapların yerini girişe yakınlığı dışında başka sebeplerle açıklayan öğrenciler de tam puan alabiliyor. Çünkü burada öğrencinin tutarlı ve akılcı bir sebep yazıp yazmadığına bakılıyor. Hatta 2. soruda yeni kitapların yerini yanlış bilenler, akıl yürütme gereken üçüncü soruda mantıklı bir açıklama yapıyorsa, onlar da puan alabiliyor. Cevabı yanlış da olsa, o cevapla ilgili tutarlı bir açıklama yapmak önemli. 

Araştırmanın sonuçlarına göre, Singapurlu öğrenciler matematik, bilim ve okumada en yüksek notları alarak en başarılı öğrenciler oldu.

Japonya, Estonya, Finlandiya ve Kanada da 35 OECD ülkesi arasında en başarılı ülkeler oldu.

Türkiye ise en alt sıralarda yer aldı.

İşte detaylı sonuçlar:

Pisa 2003-2015 Türkiye Sonuçları

Pisa 2003-2015 Türkiye Sonuçları

Bilim:

OECD ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 7.7’si bilim konusunda testte en yüksek sonuçları aldı. Singapur’da 4 öğrenciden 1’i, Tayvan, Japonya, Finlandiya’da 7 öğrenciden 1’i de bu seviyede.

20 ülkede ise öğrencilerin sadece yüzde 1’inden azı en yüksek notları aldı. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye’de bu oran yüzde 0,3 seviyesinde.

Finlandiya, kız öğrencilerin bilimde erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu tek ülke.

OECD ülkelerinde erkek öğrencilerin yüzde 25’i, kız öğrencilerin yüzde 24’ü ileride bilim ile ilgili bir işte çalışmak istediğini söylüyor.Kız öğrencilerin çoğu sağlık sektöründe çalışmak istediğini belirtirken, erkek öğrencilerin çoğu ise bilişim ve iletişim teknolojilerin ya da mühendislik alanında çalışmak istiyor.

Matematik:

Singapur, Hong Kong (Çin), Makao (Çin) ve Tayvan matematik konusunda başı çekiyor. Japonya’daki öğrencilerin performansı ise OECD ülkeleri arasında en iyisi.

Türkiye’deki öğrencilerin matematik testindeki başarı ortalaması OECD ülkeleri ortalamasının altında.. Türkiye’nin başarı seviyesi Birleşik Arap Krallığı, Şili, Moldova, Uruguay, Karadağ, Trinidad ve Tobago, Tayland ve Arnavutluk ile benzerlik gösteriyor.

Okuma:

Singapur, Hong Kong (Çin), Kanada ve Finlandiya okumada en iyi performansı gösteren yerler oldu.

İrlanda, Estonya, Güney Kore, Japonya ve Norveç de OECD ortalamasının üzerinde kalırken, 41 ülke OECD ortalamasının altında kaldı. OECD ülkeleri arasında Kanada ve Finlandiya başı çekiyor.

Türkiye ve Meksika ise en sonda yer alıyor.

Pisa 2016 Türkiye

Pisa 2016 Türkiye

Peki sonuçlar neden böyle? Neden Türkiye eğitimde geriliyor?

Zeka Değil Sistem Ve Yöntem Problemi Var!

OECD raporunu değerlendiren Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adnan Tercan, matematik öğretiminde zeka problemi değil sistem ve yöntem problemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor;

Müfredat, Çocuğun Dünyasına Hitap Etmeli!

“15 yaş grubu öğrencilere yaşlarının üstünde matematik eğitimi veriliyor. Matematikte öğrenciye her şeyi bir anda verelim anlayışı var. Her şeyi verelim derken öğrenciye gıdım gıdım matematik veriyoruz. Öğrenci de bunun altından kalkamadığı için matematikten soğuyor. Çocuklarımız zeki ancak müfredat hafifleştirilerek çocuklar için daha sevimli hale getirilmeli. Öğrencinin daha kolay anlaması için matematik görselleştirilmeli. Müfredat çocuğun dünyasına hitap etmiyor, matematiği çocuğun dünyasına hitap edecek şekle getirmek gerekiyor. Ağır bir matematik müfredatı yerine yaş grubuna göre eğitim yapılmalıdır.”

Türkiye kırmızı renkte

Genel sıralamada ise, dengeli bir çoğunlukta, Kanada, Danimarka, Estonya, Hongkong (Çin), ve Macao (Çin)’lu öğrenciler “mükemmel” derecede sonuç elde ettiler. Çek cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Yeni Zelenda ve Slovakya’da ise öğrenclerin genel performansı en çok düşen ülkeler oldu.

Eğitim haritasında Türkiye, Cezayir, Tunus, Malta, Yunanistan, Doğu Avrupa ülkeleri, Brezilya, Peru, Kolombiya, Birleşik Arap Emirlikleri, Tayland ve Endonezya ile birlikte en alt seviyeyi belirleyen kırmızı renkte gösterildi. 

Türkiye, kız-erkek öğrenci eşitiği OECD ortalamasını yakaladığı ise tespit edildi.

Pisa 2016

Pisa 2016 – Singapur en ön sırada yer alıyor

Eğitim uzmanı Abbas Güçlü diyor ki:

“Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca eğitimde ciddi atılımlar yaptı. Ama hala yine de sonunculuktan kurtulamıyoruz. Çünkü, Osmanlıdan eğitim adına hiçbir şey devralmadık. Her şeye sıfırdan başlandı.

Latin harflerine geçiş ivme kaybettirdi diyenler de var ama zaten ortada eğitim adını ciddi bir durum yoktu ki ivme kaybedesiniz…

Ak Parti iktidarları, eğitime hep sayısal olarak baktı.

Okul, öğretmen, öğrenci, üniversite sayıları, kat be kat arttı diye nutuklar attı, atmaya da devam ediyor.

Elbette okul da, öğretmen de, öğrenci de çok önemli ama bir o kadar önemli olan bir başka konuda eğitimin ruhu!

İşte bu konuda hiçbir şey yapılmadığı gibi olan da yok edildi. Ortak değerler ve kalite dibe vurdu.

Hiçbir şey için geç kalınmış değil!”

Aslında neden bu kadar geride kaldığımızın ve sürekli gerilediğimizin cevabı çok basit: Vurdumduymaz bir yönetim sonucunda sistemsiz ve plansız, sadece rakamlara odaklanmış, güya yenilikçi ama muhafazakar eğitimi ön plana çıkartan bir anlayışın sonucudur.

Hatalarını görüp eleştirileri anlamaya çalışmak yerine sorumluluğu üzerinden atmaya çalışan yöneticiler sanırız ki çocuklarımızın bu hale gelmesindeki en büyük payın kendilerinde olduğunu bilip de bilmezden geliyorlar.

Ülkede 14 senedir aynı iktidar hükmederken, tam 6 kez Milli Eğitim Bakanı değişmesi, iki senede bir çocuklarımızın geleceği için çok önemli olduğunu zannettiğimiz ara sınav sisteminin değişiyor olması gibi etkenler de bu gerilemeyi perçinliyor.

Raporlara kızmak yerine, nerede hata yaptık diye dersler çıkarıp önlemler alırsak, rahatlıkla, tekrar yükselişe geçeriz. Uzun bir süre de alacak olsa, bu atılması gereken ilk adımdır. 

Çocuklarımızın geleceği için, daha aydınlık bir Türkiye için…

Kaynaklar: OECD – Pisa, El Cezire, Milliyet, MEB

Comments are closed.